İNSAN ÖFKESİNİ NASIL YENER?

Sevgili okuyucularım, bu ayki kitap paylaşımın bir bölümünün paylaşıyorum.

“Bir adam, kardeşini kendisine artık öfkelenmemesi konusunda, nasıl ikna edebileceğini Epiktetos’a danıştığında, Epiktetos şöyle yanıt verdi:

  • Felsefe, bir adama dışsal bir şey elde etmeyi vaat etmez. Eğer öyle olsaydı, felsefe, kendi alanında olmayan bir şeyi kabul ediyor olurdu. Çünkü marangozun malzemesi ağaç ise, heykeltıraşın malzemesi ahşapsa, yaşam sanatının malzemesi de her bireyin kendi hayatıdır.
  • O zaman kardeşimin malzemesi nedir?
  • Bu, yine onun sanatına aittir fakat seninkine gelince, o dışsal şeylerden biridir, tıpkı bir parça arazi, sağlık, itibar gibi. Ama felsefe, bunların hiçbiri için söz vermez. Her durumda yöneten kısmı doğaya uygun uygun tutacağım. Kimdir bu yöneten kısım? Benim içinde bulunduğum kişi.
  • O zaman kardeşim bana öfkelenmeyi nasıl bırakacak?
  • Onu bana getir ve ona söylerim. Ama sana, onun öfkesiyle ilgili bir şey söylemem. 
    Epiktetos’a danışan adam, “Şunu öğrenmek istiyorum; kardeşim benimle barışmasa bile, nasıl doğaya uygun bir durum kalacağım?” dediğinde, Epiktetos şöyle dedi: Hiçbir büyük şey aniden ortaya çıkmaz çünkü üzüm ya da incir bile böyle değildir. Şimdi bana bir incir istediğini söylersen, sana zaman gerektiğini söylerim. Önce çiçek açması gerek, sonra meyve vermeli, sonra da olgunlaşmalı. Yani, bir incir ağacının meyvesi aniden be bir saatte olgunlaşmaz ve bir insanın zihninin meyvesine de bu kadar kısa bir zamanda ve bu kadar kolay sahip olmayı bekleyemezsin. Bekleme, sana söylesem bile.
    Eğer filozofların söyledikleri doğruysa, tüm insanların bir ilkesi vardır; onay verme durumunda, bir şeyin böyle olmadığına dair inanç ve yargıyı askıya alma durumunda, bir şeyin  belirsiz olduğuna dair inanç ve yargıyı askıya alma durumunda, bir şeyin böyle olmadığına dair inanç ve yargıyı askıya alma durumunda, bir şeyin belirsiz olduğuna dair inanç gibi; aynı şekilde, bir şeye doğru hareket ettiğimizde, o şeyin kişinin çıkarına olduğuna dair bir inanç vardır. Bir şeyin faydalı olduğunu düşünmekle başka bir şeyi istemek ya da bir şeyin uygun olduğunu yargılayıp başka bir şeye yönelmek mümkün değildir. O zaman, niçin çoğunlukla öfkeleniyoruz? “Onlar hırsız ve soygunculardır”, diyebilirsiniz. Peki, hırsız ve soyguncular demek ne anlama gelir? Onlar, iyi ve kötü konusunda yanılıyorlar. O zaman onlara öfkelenmeli miyiz, yoksa onlara acımalı mıyız? Ama onlara hatalarını gösterin, göreceksiniz ji hatalarından vazgeçeceklerdir. Eğer hatalarını görmüyorsa, onların şu anki görüşlerden üstün hiçbir şeyleri yoktur.
    O zaman “bu hırsız ve soyguncular yok edilmelidir,” diyor musunuz? Asla böyle demeyin, daha çok şu şekilde söyleyin: “Bu adam, en önemli şeyler konusunda yanılmış ve aldatılmış, sadece beyazla siyahı ayırt eden görme gücünde değil, iyi ile kötü arasındaki farkı ayırt eden gücünde körleşmiş. “Onu yok etmeli miyiz? Eğer böyle söylerseniz, söylediğinizin ne kadar insanlık dışı olduğunu göreceksiniz ve bunun, kör ve sağır bir adamın yok etmemiz gerektiğini söylemekle aynı olduğunu anlayacaksınız. Ama en büyük zarar, en büyük şeylerin yokluğudur; her insanın en büyük şeyi de, olması gerektiği gibi olan irade ya da tercihtir ve bir insan bu iradeden mahrum kalırsa, o zaman niçin ona öfkeleniyorsunuz?”

    Her şey gönlünüzce olsun!
    Sevgi ve ışıkla kalın!..
    Nurgül AYABAKAN  
Telif Hakkı©2021 Sevginin Işığı “Şifa”. Tüm Hakları Saklıdır.
Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://sevginin-isigi-sifa.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir