ÇOK AZ İNSAN GERÇEKTEN DÜRÜST

Sevgili okuyucularım,

Bu hayatta insanın gerçekten ihtiyaç duyduğu şey ne para, ne makam, ne de kalabalıklar… İnsanın en büyük ihtiyacı dürüstlüktür. Çünkü dürüstlük yoksa, geriye kalan her şey sadece bir görüntüden ibarettir. Parlak ama içi boş bir kabuk…

Şunu açıkça söylemek gerekir: Yalanın rengi olmaz. “Pembe yalan”, “beyaz yalan” gibi ifadeler sadece vicdanı rahatlatmak için uydurulmuş bahanelerdir. Yalan, yalandır. Küçüğü de büyüğü de aynı kapıya çıkar. Ve dürüst olmayan bir insan, er ya da geç sizi de o yalanın içine çeker. Size bir şey katmaz; aksine sizden götürür. Güveninizi, huzurunuzu, zamanınızı…

Bu yüzden gerekirse yalnız kalın. Ama hayatınıza dürüst olmayan insanları almayın. Çünkü bir insanı olduğu gibi kabul etmek başka, onun yanlışlarını görmezden gelmek bambaşka bir şeydir. Yanlışı görüp susmak, o yanlışa ortak olmaktır.

Bugün herkes dürüstlükten bahsediyor. Herkes kendini “dürüst insan” olarak tanımlıyor. Ama iş dönüp dolaşıp kendisiyle yüzleşmeye geldiğinde, o cesareti çok az kişi gösterebiliyor. Çünkü dürüstlük, sadece doğruyu söylemek değildir; dürüstlük, önce kendine karşı çıplak kalabilmektir. Maskesiz, filtresiz, bahanesiz…

En basit örnekleri düşünün. Siyaset konuşulurken ya da futbol tartışılırken insanlar nasıl da körleşiyor. Herkes karşı tarafın hatasını ezbere sayıyor. Ama kendi tuttuğu taraf söz konusu olduğunda, bir anda sağırlaşıyor, körleşiyor. “Onlar haksız” demek kolay. Peki ya “biz de hata yaptık” diyebilmek? İşte gerçek dürüstlük tam burada başlar. Ama fanatizm, dürüstlüğün en büyük düşmanıdır. Çünkü fanatik insan gerçeği değil, sadece inanmak istediğini görür.

Günlük hayatta da durum farklı değil. Küçük gibi görünen ama karakteri ele veren sayısız olay yaşanıyor. Markette kırılan yumurtayı yerine bırakıp sağlamını almak… Belki kimse görmedi diye rahatlamak… Ama o paketi alan bir başkasının yaşayacağı mağduriyeti hiç düşünmemek… İşte tam da burada dürüstlük kaybolur. Çünkü dürüstlük, kimsenin görmediği yerde de doğru olanı yapabilmektir.

Bir başka gerçek: İnsanlar hatalarını kabul etmek yerine inkâr etmeyi seçiyor. Suçu başkasına atıyor. Söylediklerini reddediyor. Oysa insanı insan yapan şey hatasız olması değil, hatasını kabul edebilmesidir. Hatasını inkâr eden biri, sadece gerçeği değil, karşısındaki insanın emeğini de yok sayar.

Bir başka örnek: Çalıştığınız yerde bir kişi usulsüzlük yapıp şirkete zarar veriyor. Buna rağmen çevresindeki insanlar onu sosyal medyada desteklemeye, paylaşımlarını beğenmeye devam ediyor. Bu da yanlış yapanı desteklemek anlamına gelir. Aslında destekleyen kişinin de karakteri burada ortaya çıkar.

Daha da düşündürücü olan ise şudur: Yanlış yapanı destekleyenler… Bir insanın yaptığı haksızlığı bile bile onu alkışlamak, yanında durmak, görmezden gelmek… Bu, en az o yanlışı yapmak kadar tehlikelidir. Çünkü kötülük, sadece yapanla değil, susan ve destekleyenle büyür.

Gerçek şu ki; dürüst insan ile dürüst olmayan insan aynı yerde duramaz. Aynı sofrada oturabilirler belki, aynı ortamda bulunabilirler… Ama aynı değerleri taşıyamazlar. Çünkü dürüstlük, insanın karakteridir. Ve karakter, eninde sonunda kendini belli eder.

Bugün birçok insan, kendini olduğundan farklı göstermek için yalan söylüyor. Okumadığı okulu okumuş gibi anlatıyor, gitmediği yerleri gezmiş gibi gösteriyor… “Ne var bunda?” diyenler olabilir. Ama asıl mesele burada başlar. Çünkü bir insan, küçük bir yalanı kendine hak görüyorsa, büyük yalanlar için de zemin hazırlıyordur.

Unutmayın: Menfaat için dürüstlüğünden vazgeçen insan, en tehlikeli insandır. Çünkü onun için doğru ya da yanlış yoktur; sadece çıkar vardır. Bugün başkasını savunur, yarın sizi satar. Bugün yanınızda durur, yarın yok sayar.

Bu yüzden bir karar vermek zorundasınız: Kalabalıkların içinde sahte ilişkilerle mi yaşamak, yoksa az insanla ama gerçek bir hayat mı sürmek?

Aileniz bile olsa… En yakınınız bile olsa… Dürüstlüğünüzden vazgeçmeyin. Yanlışı yanlış olarak söyleyin. Yüzleşmekten korkmayın. Çünkü dile getirilmeyen her yanlış, büyüyerek geri döner. Üstü örtülen her hata, başka hataların yolunu açar.

Evet, dürüst olmak kolay değildir. Bazen yalnız kalırsınız. Bazen yanlış anlaşılır, hatta kaybedersiniz. Ama şunu unutmayın: Kendinizi kaybetmediğiniz sürece, aslında hiçbir şey kaybetmiş sayılmazsınız.

İnsan, kendisiyle dürüst olduğunda değişir. O zaman yalanın ne kadar ucuz, dürüstlüğün ne kadar değerli olduğunu anlar. Ve o noktadan sonra, sahte insanlarla vakit geçirmek istemez. Yalnız kalmayı göze alır; ama kendine saygısını kaybetmez.

Çünkü gerçek huzur, dışarıda değil, insanın kendi içindeki doğrulukta saklıdır.

Ve şunu unutmayın…

Gerçek sevgi, gerçek güven, gerçek bağlar…
     Hepsi tek bir yerden doğar: Dürüstlükten.

Her şey gönlünüzce olsun!
Sevgi ve ışıkla kalın!..
Nurgül AYABAKAN

 

Telif Hakkı©2021 Sevginin Işığı “Şifa”. Tüm Hakları Saklıdır.
Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://sevginin-isigi-sifa.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
 

6 yorum “ÇOK AZ İNSAN GERÇEKTEN DÜRÜST

  1. Günümüzde en çok ihtiyacımız olan ama neredeyse tümüyle yitirdiğimiz bir kavram.

  2. Yazıların insanları doğru olana yönlendirici. İdeal insanı tasvirliyorsun. Ama her konuda doğru olmak , doğru olan insanı bulmak çok zor. Mümkün olduğu kadarını başarmak en iyisi.
    Ne kadar çok yazı yazmışsın, bravo. Başarılarının devamını dilerim.

    1. Sevgili Hülyacığım,
      Her insan kendinden sorumlu eğer dürüstlük olmasa dünyada olumsuz olaylar yaşanır. Çünkü evren ne verirsen o geri döner.
      Evet insanlara farkındalık vermek için yazıyorum. Sağol varol.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir