İNSAN KENDİ DÜŞÜNCESİNDEN VE EYLEMİNDEN SORUMLUDUR

Sevgili okuyucularım,

İnsan çoğu zaman hayatında yaşadığı olayların dış etkenlerden kaynaklandığını düşünür. Başına gelen mutlulukları ya da acıları çoğu zaman kaderin, insanların ya da şartların sonucu olarak görür. Oysa insanın hayatını şekillendiren en güçlü unsur kendi düşünceleridir.

“İnsan ne düşünüyorsa odur” sözü, insanın yalnızca varlığını değil, yaşamının bütün yönlerini anlatır. Çünkü insanın karakteri, zamanla zihninde biriken düşüncelerin toplamından oluşur.

Nasıl ki bir bitki tohumu olmadan ortaya çıkamazsa, insanın hiçbir eylemi de düşünce olmadan ortaya çıkmaz. Her davranışın, her sözün ve her tepkinin arkasında bir düşünce vardır. Bu düşünce bazen bilinçli olarak oluşur, bazen de insanın farkında bile olmadığı bilinçaltından yükselir.

Bu nedenle eylem, düşüncenin çiçek açması gibidir. Yaşamda yaşadığımız acılar da mutluluklar da çoğu zaman bu düşüncelerin meyvesidir. İnsan aslında kendi zihninde ektiği tohumların sonuçlarını toplar.

İnsan sürekli gelişen ve dönüşen bir varlıktır. Onu geliştiren de yine kendisidir, yavaş yavaş tüketen de. İnsan zihninde ya kendini yıkıma götürecek düşünceler üretir ya da sevgi, huzur ve mutluluk getirecek düşünceler geliştirir. Zamanla bu düşünceler onun karakterini ve yaşam biçimini oluşturur.

Çoğu insan hayatına istediği şeyleri çektiğini düşünür. Oysa insan çoğu zaman istediği şeyleri değil, yaptığı ve düşündüğü şeyleri hayatına çeker.

Zihin bir bahçe gibidir. Bu bahçeye hangi tohumları ektiğimiz, zamanla hangi meyveleri toplayacağımızı belirler. Eğer zihnimizde korku, öfke, kıskançlık ve kırgınlık gibi olumsuz düşünceler varsa, bu düşünceler zamanla davranışlarımıza da yansır.

Bazen hiç beklemediğimiz bir anda olumsuz bir davranış sergileyebiliriz. O anda çoğu zaman kendimize şu soruyu sormayız: “Bu davranışın altında hangi düşünce var?”

Oysa her eylemin ardında mutlaka bir düşünce vardır. Bilinçaltında biriken düşünceler, zamanla farkında olmadan davranışlara dönüşür.

Bir çiftçi iyi bir ürün almak istiyorsa toprağına iyi tohum ekmek zorundadır. Aynı şekilde insan da zihnine hangi düşünceleri ekerse hayatında onun karşılığını alır.

Zihni besleyen en güçlü duygu sevgidir. Ancak sevginin gerçek bir eyleme dönüşebilmesi için zihnin olumsuz düşüncelerden arınması gerekir. Çünkü zihin olumsuz düşüncelerle doluysa, ortaya çıkan sevgi çoğu zaman şartlara bağlı olur.

İnsan bazen güzel sözler söyleyebilir, iyilik yapabilir. Fakat bilinçaltındaki olumsuz düşünceler dönüşmediği sürece bu davranışlar kalıcı bir sevgiye dönüşmez.

İnsanın gelişim yolculuğundaki en önemli adım, kendi iç dünyasını dürüstçe görebilmesidir. Ancak çoğu insan zihnindeki olumsuz düşünceleri kabul etmek istemez.

Şifa ve rehberlik yaptığım kişilerde bunu sıkça gözlemliyorum. Zihinlerinde olumsuz düşünceler olduğunu söylediğimde çoğu zaman şu cevabı alırım:
“Hayır, ben pozitif bir insanım.”

Oysa insanın şifalanması, önce kendi içindeki olumsuz düşünceleri kabul etmesiyle başlar.

Yaşamın içinde karşılaştığımız zorluklar, haksızlıklar ve acılar elbette insanın ruhunda izler bırakır. Bu izler bazen korkuya, bazen kırgınlığa, bazen de öfkeye dönüşebilir.

Örneğin size yapılan bir haksızlık, zihninizde olumsuz bir düşünce oluşturur. Bu düşünce zamanla öfke olarak eyleme dönüşebilir. İşte bu nedenle her eylemin altında bir düşünce vardır.

İnsan ancak farkındalık geliştirdiğinde kendi içindeki bu düşünceleri görebilir ve dönüştürebilir. Çünkü olumsuz düşünceler insanın yaşam enerjisini düşürür ve hayatını ağırlaştırır.

Nasıl ki bir çiftçi toprağını doğru şekilde gübrelemez ve zamanında sulamazsa verimli bir ürün alamazsa, insan da zihnini doğru düşüncelerle beslemezse hayatında güzel sonuçlar elde edemez.

Bu yüzden insanın bilinçaltındaki düşünceleri fark etmesi ve onların kaynağını anlaması gerekir. Bu düşünceler bazen geçmişte yaşanan travmalardan, bazen aile ve toplum baskısından, bazen de yaşanan haksızlıklardan doğabilir.

Önemli olan bu düşüncelerin nereden geldiğini görmek ve onları dönüştürmeye karar vermektir.

Çünkü insanın hayatındaki en büyük sorumluluk, kendi düşüncelerinin sorumluluğunu alabilmesidir.

Her insan, kendi düşüncesinden ve kendi eyleminden sorumludur.

Unutmayın:
     Düşünceleriniz davranışlarınızı, davranışlarınız ise hayatınızı oluşturur.

Ve her insan, kendi düşüncesinden ve kendi eyleminden sorumludur.

Her şey gönlünüzce olsun!
Sevgi ve ışıkla kalın!..
Nurgül AYABAKAN
Telif Hakkı©2021 Sevginin Işığı “Şifa”. Tüm Hakları Saklıdır.
Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://sevginin-isigi-sifa.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir