GÜNÜN FARKINDALIK (DERİNLİK)

İnsanlara hakikati söylediğinizde çoğu zaman yüzleşmek istemezler. Çünkü bu, işlerine gelmeyen yönlerini görmelerine neden olur. Genelleme yapmıyorum; ancak birçok insan kendi derinliğine inmiyor, hatta derinliği sorgulayanların sayısı oldukça az.

Günümüzde yaşanan olumsuzlukların temelinde sevgisizlik ve bencillik olduğunu düşünüyorum. İnsanlar çoğunlukla sadece dünyevi bir yaşam sürüyor: yemek, içmek, gezmek, para kazanmak, eğlenmek, iyi giyinmek… Fakat ne yazık ki bu hayatın ötesine geçip kendi iç dünyalarına inmiyorlar. Günlük yaşayıp gidiyorlar.

Sosyal medyanın etkisiyle insanlar yön buluyor. Birinin gittiği yere gitmek, yaptığı şeyi yapmak, çoğu zaman gerçekten istemekten değil, başkalarına göstermekten ya da geri kalmama isteğinden kaynaklanıyor. Oysa asıl soru şu: Senin ruhun gerçekten bunu istiyor mu? Yoksa sadece bir boşluğu doldurmaya mı çalışıyorsun?

İnsan kendi derinliğine inmeden yaptığı hiçbir şey gerçek bir tatmin sağlamaz. Ruhsal bir açlık varsa, bu çoğu zaman yüzeysel ilişkilerle, sürekli bir şeyler tüketerek ya da dikkat dağıtarak giderilmeye çalışılır. Ama sonuç değişmez: kişi hâlâ mutsuz ve eksik hisseder.

Kendi iç derinliğini tanımak, insanın yaşam amacını ve varoluşunu anlamasına yardımcı olur. Bu, kolayca “yaşam amacım bu” diyerek geçiştirilecek bir şey değildir. Çocuklara bakmak ya da kariyer yapmak değerli olabilir, ancak bunları otomatik olarak “yaşam amacı” ilan etmek, çoğu zaman derin bir sorgulama yapılmadan verilen bir cevaptır.

İnsanların ruhsal açlığı aslında sosyal medyada ve günlük davranışlarda açıkça görülüyor. Çoğu insan kendini “iyi insanım” diyerek tanımlar; vicdanlı olduğunu, yardım ettiğini, kimseye zarar vermediğini söyler. Bunlar elbette kıymetlidir. Ancak asıl mesele şudur: Kendi ruhunun gerçekten ne durumda olduğunu biliyor musun? Doymuş mu, yoksa hâlâ bir eksiklik mi hissediyorsun?

Birçok kişi kafa karışıklığı içinde olsa da bunu sorgulamak yerine “boşver, böyle yaşayıp giderim” demeyi seçiyor. “Hayata bir kere geldim, yiyip içeyim, gezeyim, eğleneyim” düşüncesiyle hareket ediyor. Oysa insanın içsel derinliğiyle bağ kurmadan yaşadığı hiçbir şey tam anlamıyla doyurucu olmaz.

Bir arkadaşım bana “Ruhun derinliğini görmek herkese nasip olmaz” demişti. Belki bu bir nasip meselesidir. Ama şu da bir gerçek: İnsanlar çoğu zaman konfor alanlarını bozmak istemez. Peki gerçekten derinliğin ne olduğunu biliyor muyuz? Yoksa bilmekten mi kaçıyoruz?

Belki de mesele, kendimizi zorlamak değil; kendimize alan açmaktır. Herkesin kendi derinliğine ulaşma şekli ve zamanı farklıdır. Kimi erken fark eder, kimi daha geç… Kimi de hâlâ arayıştadır.

Sonuçta önemli olan, başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi yolumuzu fark edebilmek ve o yolda dürüstçe ilerleyebilmektir. Çünkü her insanın hikâyesi kendine özgüdür ve her yolculuk kendi içinde değerlidir.

Her şey gönlünüzce olsun!
Sevgi ve ışıkla kalın!..
Nurgül AYABAKAN

Telif Hakkı©2021 Sevginin Işığı “Şifa”. Tüm Hakları Saklıdır.
Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://sevginin-isigi-sifa.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir