İNSANIN RUHUNDA CİMRİLİK VARSA, ZENGİN YA DA FAKİR OLMASININ ÖNEMİ YOKTUR.

Sevgili okuyucularım,

Yaşamımızı sürdürebilmek ve ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için paraya ihtiyaç duyarız. Ancak parayı bir amaç değil, bir araç olarak gördüğümüzde paylaşma duygumuz artar. Çünkü biliriz ki paylaştıkça hem maddi hem de manevi olarak çoğalırız.

Hepimizin hayatında cimri insanlarla karşılaştığı olmuştur. Bu kişiler genellikle yalnızca kendilerini düşünür, bir hediye vermek akıllarına bile gelmez. Almaya son derece yatkındırlar. Siz verdikçe “yok” demezler; ancak kendileri maddi olarak rahat oldukları hâlde sürekli yokluk edebiyatı yaparlar. Bu durum, cimriliğin en açık göstergelerinden biridir.

Cimrilik aslında bir karakter özelliğidir. Kimi insanlar bir çayın hesabını yapar, kimi ise sizin durumunuz iyiyse sizden sürekli almaya çalışır ama size vermekten kaçınır. Bu tür insanlar, adeta karanlıkta kalmış ruhlar gibidir.

Şimdi sizlere yaşanmış bir örnek anlatmak istiyorum. Mahallemizde 24 yıldır simitçilik yapan bir insan var. Üç çocuğunu okutuyor, eşi çalışmıyor, evi kirada ve her gün bir saat yol gidip geliyor. Buna rağmen sattığı simidi insanlarla gönül rahatlığıyla paylaşabiliyor. Kendisine bir iyilik yaptığınızda sizi kullanmaya çalışan, emeğinizi hiçe sayan biri değil. Özel günlerde bir demet çiçekle kapınızı çalan, incelikli bir insan.

Bu kişi “Ben de üç çocuk okutuyorum, hayat pahalı, evim kirada” demiyor. Çünkü yaptığı iyiliği karşılık beklemeden yapıyor. Bedava simit verdiğine defalarca şahit oldum. İşte bu, gerçek gönül zenginliğidir.

Buna karşın, maddi durumu çok daha iyi olduğu hâlde sürekli karşı taraftan almaya çalışan, duygu sömürüsü yapan ve kurban rolünü ustalıkla oynayan insanlar da vardır.

Şimdi soruyorum: Bu simitçi için hayat pahalı değil mi? Elbette pahalı. Ancak önemli olan insanın içinden gelmesidir. Paranın çokluğu değil, niyet önemlidir. Bazen bir mendil bile gönül almaya yeter.

Cimri insanlar cimriliklerini kabul etmezler. Menfaatleri varsa verirler, yoksa hiçbir şey yapmazlar. Günlük hayatta sıkça duyduğumuz şu sözler buna örnektir:
“Ekonomi kötü, geçinemiyorum, kimseye bir şey veremiyorum.”

Oysa yukarıda bahsettiğim simitçi de geçim sıkıntısı çekiyor ama kimseye kendini acındırmıyor. Bir dilim ekmeği olsa bile paylaşabiliyor. İşte bu, zenginlikle değil gönül zenginliğiyle ilgilidir. Ben hep gönlü zengin insanların karşımıza çıkmasını dilerim.

Önemli olan gönül almak, hatır sormaktır. Emek verirsiniz; kimi emeğin karşılığını sorgular, kimi ise buna hiç değinmez. İnsan kendini davranışlarıyla gösterir.

Cimri insan sevgide de cimridir. Sevgiyi menfaat üzerinden değerlendirir ve bu durum çoğu zaman ilişkilerin bitmesine neden olur. Bazı insanlar kendilerine harcamakta cömerttir; ancak karşı tarafa harcamaya gelince ortadan kaybolurlar. Bir yemeğe gidilir, elleri cebine gitmez, bahaneler üretir ve hesabı size ödetirler.

Cimri insan size hediye almaz; sadece kendisine hediye verilmesini ister ve bundan mutlu olur. Karşı tarafı düşünmez.

Oysa insan kendisiyle yüzleştiğinde cimriliğin kaynağını da bulabilir. Cimrilik yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik bir durumdur. Geçmişte yaşanan parasızlıklar, gelecek kaygısı ve yoksulluk deneyimleri insanı harcamaktan alıkoyabilir. Ancak bunlar paylaşmamanın mazereti değildir.

Cimri bireylerin partnerleri, eşleri ve arkadaşları maddi ve manevi paylaşım eksikliği nedeniyle mutsuz olur. Bu durum çoğu zaman ilişki çatışmalarına ve ayrılıklara yol açar. Cimrilik, ekonomik değil psikolojik bir kısıtlama yarattığı için birey kendini de mahrum bırakır. Her harcamayı problem hâline getiren kişi, sürekli stres ve tedirginlik içinde yaşar.

Cimriliğin Nedenleri

  • Çocukluk travmaları
  • Güvensizlik
  • Kontrol ihtiyacı
  • Ekonomik kayıplar
  • Kişilik yapısı

Cimri İnsanlar Değişebilir mi?

Kesinlikle evet. Bilinçli farkındalık ve terapi desteğiyle değişim mümkündür. Cimrilik toplumda çoğu zaman tutumlulukla karıştırılır. Oysa tutumluluk israftan kaçınmaktır. Aşırı tutumluluk ise zamanla cimriliğe dönüşebilir.

Cimrilik, insanın ruhunu ve bedenini esir alan; tedavi ve farkındalık gerektiren bir durumdur. Hastalık olarak sınıflandırılmasa da bazı ruhsal bozuklukların belirtisi olabilir ve bireyin hayatını ciddi şekilde etkileyebilir.

Unutmayalım:
Zenginlik cebimizde değil, gönlümüzdedir.

Her şey gönlünüzce olsun!
Sevgi ve ışıkla kalın!..
Nurgül AYABAKAN
Telif Hakkı©2021 Sevginin Işığı “Şifa”. Tüm Hakları Saklıdır.
Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://sevginin-isigi-sifa.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir