İÇSEL IŞIĞI BULMUŞ İNSAN ARTIK YÖNÜNÜ ÇİZMİŞTİR

Sevgili okuyucularım, 5 Ağustos 2025 tarihinde yazdığım “İçsel Barış İçin Ruhsal Gelişim Şartbaşlıklı yazımda insanın ışığına değinmiştim. Bu yazımda da aynı konuya devam ediyorum.

Her insanın bir içsel ışığı vardır. Önemli olan bu içsel ışığın farkına varmak ve ortaya çıkarıp parlatmaktır. Bireyin kendi özünü derinlemesine anlayarak içsel huzur aydınlanma sürecini ifade eder. İçsel ışığımız aslında doğduğumuz andan itibaren var fakat yaş aldıkça daha doğrusu çocukluktan itibaren hayatın içine daldıkça; okul yılları, iş hayatı, çevremizle olan iletişimler derken aile ve toplumların dayattığı kalıplar, korkular, davranışlar yüzünden ışığımız söner, âdeta ışığımızın üstü toprakla kapatılmış gibi yaşarız. Zaman içinde de toprağı açmayı; o ışığı ortaya çıkarmayı düşünmeyiz ya da içsel ışığımı kendime ve etrafıma nasıl veriyorum, verebiliyor muyum diye kendimize sormayız. Kendimizi ışıklı olarak görürüz ya da dışarıdan o ışığı almaya çalışırız. Yani kendi içsel yolculuğumuza başlamayız.

Puslu günlerin ardından doğan güneş etrafı aydınlatıp içimizi ısıttığında nasıl seviniyorsak kendi içimizdeki ışığı çıkarıp neden sevinmeyelim? Neden kendi rotamızın pusulası olmayalım? Niçin kendi ışığımızın yaşadığımız gezegeni de aydınlatmasına izin vermeyelim?

Çoğu insan kendi içsel ışığı yerine güneşin doğması ve ısıtması gibi dışarıdan gelen ışığı tercih eder. Her bireyin kendi içsel ışığının kolektif olarak dünyaya şifa dalgası yayacağını bilmez.

Hepimiz kelimelerin ötesinde bir dille sürekli yayın yaparız. Bu yayın bizim içsel durumumuzu, ruhsal sağlığımızı, kendimizle olan ilişkimizin kalitesini yansıtır. Kendiyle barışık, korkularıyla yüzlemiş ve içsel bütünlüğe doğru yol alan bir insanın yaydığı o sessiz frekans son derece güçlüdür ve ışığı, doğası gereği yüksektir. İçsel ışığı bulan insanlarla konuşmasına gerek yoktur, o frekans zaten kendisini aydınlatıyordur.

Kendi içimizdeki o canavarlarla yüzleşmeden aydınlanma yoluna girmemiz, içsel ışığımızı çıkarmamız mümkün değildir.

Carl Jung, “Sadece kendi iç cehenneminden geçenlerin ruhu cennetini bulabilir,demiş.

“Bu yaşıma kadar ailemin, toplumun ve çevremin bana dayattığı korkular, kalıplar nelerdir? Hangi konuda baskı yapıyorlar? Onlar için mi yaşıyorum?” İşte bu soruları kendinize sorabildiğinizde ve yanıtlar verebildiğinizde kendi içsel ışığınızı çıkarmak için adım atıyorsunuz demektir.

Her gün 10 dakika yalnız kalıp hiçbir iletişim aracına bakmadan tek başınıza zihninizden geçen düşüncelere ve duygulara bakın. Şu anda ne geçiyor zihninizden; geçmişe mi takılmış yoksa gelecek kaygısı mı var?

İçsel ışığı olan bir insan inanılmaz bir iyileştirme ve yükseltme potansiyeli de taşır.

Enerjinin en temel yasalarından biri yüksek frekansı olanın düşük frekansı olanı etkileyip yükseltmesidir.

İçsel ışığı olan bir insan çevresini yeniden düzenler. Artık kendisine hizmet etmeyen o frekanslarda kalmak istemez. Ayrıca enerjiyi bir kas gibi düşünür. Nasıl ki kasımızı güçlendirmek için çalışırız, enerjimizin temiz ve saf olması için olumsuzluklarımızdan ve düşüncelerimizden de arınmalıyız.

İçsel ışığı olan insan zihnine sadece faydalı bilgiler koyar; insanların dedikodularıyla, başkalarını ilgilendiren olaylarla doldurmaz. Olumsuz duyguların, düşüncelerin ve dedikodunun enerjisini, neşesini çaldığını çok iyi bilir.

İçsel ışığı olan, pozitif enerjide kalarak kolektif bilince katkı sağladığı için daha çok ödül alır.

İnsanların o drama ve şikâyet torbalarında kalmaz. Çünkü orada kalırsa enerjisinin düşeceğini, o ışığın söneceğini ve diğer canlılara yardım edemeyeceğini bilir.

İçsel ışığı olan insan yalnız kalmaktan hiç korkmaz çünkü o bilir ki dünyanın gürültüsünden çekilip kendi içine dönmesi gerekir. Bu, duyarsız olduğu anlamına gelmez. Bu sadece ışığını yansıtmasıdır. Dünya üzerinde oluşan olumsuzlukları pozitif enerjisi ve ışığı ile dönüştüreceğini bilir. O, kaos ortamında insanların oluşturduğu negatifte kalmaz. Sürekli bir çözüm üretir.

İçsel ışığı olan insan hayatı bir çırak gibi yaşar. Her daim bilgiler öğrenmek ve kendini geliştirmek için ruhsal yolculuğunu yapmak ister. Ayrıca dışarıya bağımlılığını kestiği zaman ışığının parlayacağını bilir. Mutlu olmak için sürekli dışarıya veya birine ihtiyaç duymaz. O, gemisini nasıl yöneteceğini, fırtınanın içinde zihinsel ve duygusal alanı nasıl koruyacağını bilir.  

İçsel ışığı olan insan, kendi zihnine doğru soruları sormaya başlar. Bu neden başıma geldi?” diye sormak yerine “Bu olay bana ne öğretmeye çalışıyor?” diye sorar. O, sınavını verip okuldan mezun olmaya bakar.

Kendi sezgileri ile gider. Sezgi artık onun ruhunun pusulası olmuştur. İnsanlardan sevgi dilenmez ve onu sevmeleri için bir şey yapmaz; o ışığı zaten görülür. Hayatında neyi bırakacağını bilir çünkü artık o konfor alanından çıkmıştır, cesaret ile adım atar. Kimseden onay beklemez çünkü zaten kendi içsel ışığının farkındadır. Aydınlatan bir spot ışığı gibidir, diğer insanlar o ışığı fark eder ve ona doğru çekilir.

Ruhun huzurunun ne olduğunu çok iyi anladığı için artık karamsar ve negatif insanların söylediklerini dinlemez. Bir bahçeyi güzelleştiren şeyin, bahçıvanın her bir çiçeğe su vermesi olduğunu bildiği gibi kendisinin de birlik bilincine ulaşarak iyileşeceğini bilir. Hiçbir şeye direnmeden tam teslimiyetle hayatını olduğu gibi kabul eder.

İçsel ışığı olanlar artık kimseye kızmaz çünkü karşındaki insanların bilinç seviyelerini ve hangi boyutta olduklarını gördüğü için ona göre davranır. Çünkü bazı insanlar içsel ışığı olan insanlardan hoşlanmaz. Bunun nedeni ışığı olanın o içsel ışıkla birçok insanın karanlığına ve gölgesine aynalık yapmasıdır. Onların yüzleşmekten kaçtığı korkularına, konfor alanından çıkmamak için sıkı sıkıya bağlandığı karanlıklarına ve gölgelerine bir fener gibi ışık tutmasından rahatsız oldukları için hiç beklenmedik anda saldırılara maruz kalır ışığı olan insan. Bu saldırının nedeni aslında kendileri ile ilgili sorunlarıdır. İçsel ışığı olanın yaydığı aydınlık bu insanların gölge yanlarını aniden tetikler. Işığı olanın varlığında kendi yaşayamadığı hayatın, kendi olamadığı insanın yansımasını görür. Bu tabii ki dayanılmaz acı verir. Bu yüzden hedef ışık saçan olur.

Örneğin kendi içsel ışığı olmadığı için en küçük olayda, olay konusunu, kişiyi, durumu suçlar. Kendi içindeki kıskançlığı, iş yerinde veya dışarıda yaptığı kıskançlığı, bencilliği görmeden yaşanan olumsuz olaylarla ilgili hemen sosyal medyada paylaşım yapan insanlar önce “Acaba benim ışığım nasıl?” diye sormaz. Çünkü o kendini ışıklı biliyor. Tabii ki paylaşım yapılır ama etrafında ve sosyal medyada gördüğü olumsuzluklara tepki gösterirken örneğin iş yerinde yaptığı kıskançlıklar, bencillikler aklına gelmez. Vefasızlığa isyan ederken bir hatır bile sormayan, yalnızca işi düştüğünde arayan, verince “Sen iyisin diyerek sahte sevgi pıtırcığına dönüşen, gerçekleri duymaktan ve yüzleşmekten rahatsızlık duyan insanlara şahit olunca ister istemez içsel ışıklarının nasıl olduğunu, bilinç seviyelerinin hangi boyutta olduğunu görüyor insan. Apartmanda bir komşusuna yardım etmezken empati yapmadan insanları zor durumda bırakan, kibirli davranışta bulunup insanları ayırt eden, küçümseyen, maddiyata önem veren, borçlarına sadık olmayan, emeği hiçe sayan, maskelerin arkasına saklanıp sizi sevdiğini söyleyen ama bir gün hatırınızı sormayan, samimi olmayan insanlara çok şahit oldum. Bu insanlar yaşanan her olumsuz olayda ah vah deyip başkalarını suçlarken, kızarken, kötülerken kendi içsel ışıklarını bilmezler.

Bu tür insanlar gölgesini tetikleyeni bir tehdit olarak algılanırken kendiyle savaş hâlinde olmayan belki sadece yorgun, kaygılı veya hayatın yükü altında ezilmiş bazı insanlar için ise içsel ışığı olan insanın varlığı bir sığınak hâline gelir. Çünkü o ışığı taşıyan güven ve huzur verir. Farkından olmadan bir şifa istasyonu olur bu insanlar için.

Şimdi bir nehri düşünün, kendimizi bu nehrin içinde hayal edelim. Nehir eski suları alıp götürüyor ve taze kaynaklardan beslenerek yoluna devam ediyor. Bizler bu nehrin bir parçasıyız. Fakat bazılarımız sadece nehirde sürüklenenler değil aynı zamanda nehre temiz ve berrak su taşıyan kaynaklar gibidir. İşte içsel ışığını parlatmayı başarmış her birey bu nehre hayat veren o temiz kaynaklardan biridir.

Zaten her birey kendi içsel yolculuğunu yapmış olsa; o içsel ışığı bulsa neden dünyada bu kadar olumsuzluk olsun ki?

Her şey gönlünüzce olsun!
Sevgi ve ışıkla kalın!..
Nurgül AYABAKAN
Telif Hakkı©2021 Sevginin Işığı “Şifa”. Tüm Hakları Saklıdır.
Bu yazıyı tümü olmak şartıyla, değiştirilmeden, bedava olarak ve bu telif hakkı uyarısı ve internet bağlantısı (https://sevginin-isigi-sifa.com/) ile birlikte kopyalamaya ve dağıtmaya izin verilmiştir.
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir