ÖZBEKİSTAN&KARAKALPAKİSTAN SEYAHATİ – VIII (28/09/2025 -07/10/2025) HİVA-KARAKALPAKİSTAN-NUKUS (05/10/2025)

Seyahatin en kuzey noktası olan, kadim Harezm toprakları üzerinde kurulmuş ve Özbekistan topraklarının üçte birini oluşturan Karakalpakistan cumhuriyetinin siyasi, iktisadi ve kültürel merkezi Nukus’a hareket. Özbekistan ve Türkmenistan sınırları içinde kalan, Ceyhun (Amu Derya) Nehri’nin döküldüğü Aral Gölü’nün güneyinde, Kızılkum ve Karakum çöllerinin arasında uzanan Harezm Bölgesi’nde yolculuk. İpek Yolu’nun kalbi Özbekistan’a bağlı özerk bir bölge olan Karakalpakistan’ın başkenti Nukus’a varış. Özbekistan’ın sanat hazinesi Karakalpak,stan Ulusal Müzesi ziyaret için hareket. Bir kazı ekibiyle Karakalpakistan’a gelen İgor Savitsky adında Ukraynalı bir arkeolog, ressam ve koleksiyoncu, 1957’de Nukus’a yerleşir. Özbek ve Karakalpak sanatçılarının yanı sıra Sovyet yönetiminin sürgüne gönderdiği avangard sanatçılarının resimlerini ve diğer eserlerini toplar. Sovyet Döneminde yasaklana Özbeistan’a bağlı Özerk Cumhuriyet Karakalpakistan’ın sanat koleksiyonu Nukus’taki müzede korunuıyor. Günümüzde, Savitsky’nin adını taşıyan Karakalpakistan Devlet Arkeoloji, Etnografya ve Sanat Müzesi. St.Petersburg’dan sonra en büyük Rus Avangard koleksyonunu barındırmakta. Buson derece farklı ve etkileyici müze ziyaretinden sonra, Gyaur-Kala kalesinin kalıntılarının yanında bulunan Krakalpakistan’ın eneski hac yerlerinden biri olan Mizdakhan nekropolü gezisi. Birçok tarihçi Harezm’i, Hıristiyanlık ve İslam’dan çok daha önce ortaya çıkan Zerdüştlüğün anavatanı olarak kabul etmektedeler. Antik nekropolde, Zerdüşt ve İslam gelenekleri iç içe geçmiştir. Mizdahkan antik kenti üç büyük istilayla karşı karşıya kaldı. VIII. yüzyılda Araplar, bölgedeki mevcut din olan Zerdüştlüğü yok etmek ve İslam’ı kurmak amacıyla bölgeyi işgal edip kaleyi ele geçirdiler. Mizdahkan’ın ikinci büyük yağmalanması, Cengiz Han’ın şehri 1221’de işgal etmesi oldu. Üçüncü ve son saldırı 1388’de Timur tarafından gerçekleştirildi ve mezar yerleri dışında her şeyi yok wtti. Mizdahkan, yaşayanlar için bir şehir olmaktan çıktı ama ölüleri için bugüne dek bir şehir olarak büyümeye devam etti. Efsaneye göre Adem’in mezarı Mizdakhan’da yer almakta olup bu nekropolün kutsal bir yere dönüştürülmesine katkıda bulunmuştur. Bilim adamları, Adem’in Mizdakhan’daki mezarının, Zerdüştlük’te Bilgelik ve Güneş Tanrısı Ahura-Mazda tarafından yaratılan ilk insan olan Gayomard’ın bir mezar yeri olduğunu varsayıyorlar. Karakalpak şair Berdakh’ın heykeli, belediye binası ve tiyatro göreceğimiz yerler arasında. Etnik olarak Karakalpaklar VI. yüzyılda Oğuz, Kıpçak ve Peçenek gibi Türk boylarının karışması sonucu ortaya çıkmış bir topluluktur. Karakalpak Türkleri’nin %92’si Karakalpak Cumhuriyeti’nde yaşamaktadır.

ÖZBEKİSTAN&KARAKALPAKİSTAN SEYAHATİ – VII (28/09/2025 -07/10/2025) HİVA (04/10/2025)

Binlerce yıllık geleneklerini hala koruyan insanların yaşadığı çölün kapısı Hiva şehri İpek Yolu üzerindeki en önemli duraklardan birisidir. Buradaki aileler eski geleneklerini yüzyıllardır sürdürüyor. Geçmişteki Zerdüştlük dininin çok önemli bir filozofisi olan ekmek yapımı bile hala eski yöntemlerle yapılıyor. Zerdüştlüğün etkilerini Hiva’daki binaların üzerinde görebilirsiniz. Cami ve medreselerde bile farklı dinlere ait motiflere rastlayabilirsiniz. Söz konusu izler, İpek Yolu üzerindeki en önemli duraklardan birisi olan Hiva’daki tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan büyüleyici güzellikteki İç han Kalesi’nin yürüyerek keşfi. Hiva’nın kalbi olan tarihi İç han Kalesi, çok iyi korunmuş ve yaklaşık 2.200 metre uzunluğundaki güçlü kerpiç surlarla çevrilidir. Günümüzde toprak rengi ve kızılın hakim olduğu bu kale, yeşil ve mavi çinilerle kaplı medreseler, camiler ve türbelerin parladığı, zamanın durduğu Orta Asya’nın en büyük hava müzesidir. İç  kalenin burçları ve dört ana kapısı bulunmakta: güney’de Taş Kapı, Batı’da Ata Kapı, Kuzey’de Bahçe Kapı ve XIX. Yüzyıla kadar İpek Yolu’da en büyük köle ticaretinin yapıldığı ve tam bir curcunanın hakim olduğu Doğu’daki Pehlivan Kapı. Eski Kale anlamına gelen Kunya Ark kompleksi, Seyid Alaaddin Türbesi, Muhammed Emin Medresesi, Cuma Camii, Abdullah Han Medresesi ve Kapalı Çarşısı, Hiva’nın efsanevi kahramanı Pehlivan Mahmud Türbesi, inşaatı bitirilmeyen 26 metre yükseklikteki görkemli Kalta Minor Minaresi, Hoca İslam Camii ve Hiva’nın simgesi 45 metrelik Minaresi, Şirgazi Han Medresesi, Hiva Hanlarının yazlık sarayı Taş Avlu, köle pazarının kurulduğu kalenin doğu kapısı Palvan-Darvaza gezilecek yerler arasında.  

ÖZBEKİSTAN&KARAKALPAKİSTAN SEYAHATİ – VI (28/09/2025 -07/10/2025) BUHARA ŞEHRİ-III (03/10/2025)

Karakum çölünden geçerek Harezm Bölgesi’ndeki masalsı vaha şehir Hiva’ya doğru yolculuk.Buhara şehrinden 450 km uzaklıkta bulunan Hiva coğrafi konumundan ve kültürel değerlerinden dolayı ülkenin diğer şehirlerine göre kendine has mimariye ve oldukça farklı bir havaya sahip. Hiva, önemli bir su kaynağına sahip olduğu için İpekyolu’nda vazgeçilmez bir etap oluşturmuş. Ahamenid İmparatorluğu’nun bir parçası olan Harezm’de İslam dini şehir, M.S. VII yüzyılda Arapların eline geçince yayılmaya başlar. XI.-XIII. Yüzyıllar arasında Grazneliler ve Selçuklular zamanında çeşitli Türk boylarının Harezm’e gelip yerleşmeleri bölgenin Türkleşmesini sağlar. 1097 YILINDA Kutbeddin Muhammed’in, Sultan Sencer tarafından “Harezmşah” olarak Harezm valiliği görevine atanmasıyla, bölgede Harezmşahlar sülalesinin başladığı kabul edilir. XVI.yüzyılda Hiva Hanlığı’nın oluşmasıyla da bölgedeki hakimiyet el değişir. Harezmşahlar ve Hiva Hanlığı en sonunda 1873’te yenilerek Rusya’nın egemenliği altına girer. Bolşevik Devrimi’nden sonra diğer hanlıklarla birlikte Hiva Hanlığı da kaldırılarak yerine Harezm Sovyet Halk Cumhuriyeti kurulur ve Hiva şehride bu Cumhuriyetin merkezi yapılır. 1924’te Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlanmasıyla politik önemini kaybeder. Hiva’ya varışı takiben tarihi şehir merkezindeki otelimize yerleşme. Ardından “gökyüzü altındaki açık hava müzesi” olarak nitelendirilen, ziyaretçilere görsel bir şölen sunan, labirenti andıran yapısıyla çok sıra dışı bir yer olan tarihi şehrin ilk izlenimleri için bir gezinti.

ÖZBEKİSTAN&KARAKALPAKİSTAN SEYAHATİ – V (28/09/2025 -07/10/2025) BUHARA ŞEHRİ-II (02/10/2025)

Buhara, Sogdiana ve Maveraün nehir bölgeleri üzerinde iz bırakan tüm etkileri yaşamış. Sasaniler tarafından zulüm görmüş ve buraya sığınan Hıristiyanlar, Nasturiler, Budistler ve Manişeistlerle şehir önemli bir entelektüel ve din merkezi olmuş. İslamın fethinden sonra, IX. yüzyılın ortasından X. yüzyılın sonuna kadar Samanilerin başkenti olan Buhara, Fars şiirinin babası Ebu Abdullah Cafer Bin Muhammed Rudeki ve Buhara’nın saray kütüphanesinde okuyan ve Batı’da Avicenna adıyla tanınan en büyük İslam bilginlerinden olan filozof ve hekim Ebu Ali İbn Sina gibi prestijli şair ve alimlere ev sahipliği yaptı. Uğradığı birçok istila şehri adeta bir mimarlık müzesine dönüştürdü:709 yılında Araplar;IX. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar yaşayan, Türk tarihinin Orta Asya’daki temsilcisi olan ve İslamiyeti kabul ederek ilk Müslüman Türk Devleti olan Karahnalılar;1220 yılında Cengiz Han’ın orduları;1370 yılında, Tatarlar orduları ile devletin sınırlarını Hindistan’dan Anadolu’ya kadar genişletmiş olan Timur… Buhara, Samaniler ve Karahanlılar zamanında ilk altın çağını yaşamış. Özbek Şeybaniler 1506 yılında Buhara’yı ele geçirdikten ve 1561’de yönetim imparatorluğunun merkezini yaptıktan sonra şehir, Buhara Hanlığı olarak anıldı. XVI. Yüzyılda ise, inşa edilen yeni ticaret merkezleri, kapalı çarşılar, kervansaraylar ve orta Asya’da sanatlarını zirveye taşıyan minyatür ressamları ile Buhara ikinci altın çağını yaşamış. Cengiz Han soyundan olmayan Mangitler 1747’de Buhara’yı işgal ederler. 1785 yılında Buhara Emirliği ilan edilir. Buhara, bir zamanlar barındırdığı 300 caminin bir kısma artık yok olsa bile, geçmişinin tüm cazibesini koruyabilmiş geleneksel bir şehirdir. Sabah, tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınan Buhara’nın tarihi merkezinin yürüyerek keşfine devam:Karahanlılar’dan kalma Orta Asya’nın en eski camii Magaki Attari Camii; Timur’un torunun yaptırdığı Uluğ Bey Medresesi; Şeybaniler zamanında yaptırılan Abdülaziz Han Medresesi; Chor (Dört9 Minare Medresesi; Nadir Divan Beyi Medresesi ve Nasreddin Hoca Heykeli’nin bulunduğu Lebi Havuz Kompleksi; Karahanlılar tarafından yaptırılan 47 metre yükseklikteki görkemli Kalon Minare; Kalon Camii; Miri Arap Medresesi; kubbeli çarşılar… Buhara İpek Yolu üzerindeki şehirlerin bugün de en mistik havaya sahip olanı. “Eğer bir iyilik tohumu dikilirse, yedi yılda büyür ve yedi yüz iyiliğe vesile olur” sözünü söyleyen Bahauddin Nakşibendi Buhara’da yaşamış. Bir zamanlar gayrimüslimlerin içeri alınmadığı için hep gizemli bir kent olarak kalmış. Demiryolunun gelişine kadar 1″yasak şehir” diye anılmaktaydı. Öğle yemeğinin ardından, Buhara’nın dışında yer alan önemli tarihi eserleri gezmek üzere yola çıkış:Orta-Asya’da İslam dininin kökleşmesinde büyük rol oynayan sufi din adamı Bahauddin Nakşibendi Külliyesi ve türbesi (kutsal edilen kompleks hal bir hac yeri olarak kullanılmakta); doğu ve Rus Mimarisi’nin izlerini taşıyan göz alıcı son Buhara Emiri’nin Yazlık Sarayı olan zarif “Sitora-i Mokhi-Khosa” gezileri.

ÖZBEKİSTAN&KARAKALPAKİSTAN SEYAHATİ – IV (28/09/2025 -07/10/2025) BUHARA ŞEHRİ-I (01/10/2025)

Kahvaltının ardından, tren istasyonuna geldik ve Afrosiyab hızlı treni ile 2 saatlik bir yolculuktan sonra Kagan istasyonuna vardık. Buhara tren istasyonu’nun tarihi, Orta Asya’da Trans-Hazar demiryolunun inşa edildiği XIX. Yüzyılın başlarına kadar uzanıyor. 1888 yılında demiryolu Buhara’nın yakınlarındaki bugünkü Kagan denilen yerden geçiyordu. 19202li yıllarda Buhara Demiryolları, eski Buhara Emirliği’nden devrim ve Sovyet iktidarının kurulması sırasında önemli bir rol oynadı. Rusya imparatorluğu yeni toprakları modern ticaret yollarıyla imparatorluğun merkezine daha hızlı bağlamaya çalıştığından, en mükemmel çözüm demiryollarının inşasıydı. 1922 yılında Kagan’daki tren istasyonunun adı Buhara I olarak değiştirildi ve Buhara şehrindeki terminal istasyonunda Buhara II olarak adlandırıldı. Buhara II istasyonu yalnızca yük taşımacılığı için kullanılmaktadır. Kagan’da İpek yolu güney güzergahı üzerinde bulunan, uçsuz bucaksız Kızılkum Çölü’nün zorlu koşullarını geçen kervanların umutla beklediği, çölün güney ucundaki Zerefşan ırmağının aşağı havzasındaki yemyeşil büyük vaha ve kutsal şehri Buhara’ya geldik. Orta Asya’nın en eski şehirlerinden biri olan Buhara, göz kamaştırıcı cami, medrese ve türbeleriyle, bölgenin geçmişine büyüleyici bir pencere açıyor. Orta Asya’daki pişmiş tuğladan yapılmış ilk mimari yapı İsmail Samani Türbesi; Harezm mimarisinin izlerini taşıyan XIV. yüzyıl sonundan kalma Çeşme-i Eyyüb Türbesi; benzersiz süslemeleriyle Bolo Havuz Camii; 1920 yılına kadar Buhara Hükümdarların ikamet ettikleri saray Ark Kalesi (İç Kale); Buhara’nın ruhani atmosferinin en fazla hissedildiği yer Poyi Kalo Meydanındır.

  

 

ÖZBEKİSTAN&KARAKALPAKİSTAN SEYAHATİ – III (28/09/2025 -07/10/2025) SEMERKANT ŞEHRİ -II (30/09/2025)

Semerkant gezisine gösterişli kapısı ve kubbesiyle Gur Amir olarak adlandırılan ve aynı zamanda bir aile kabristanı olarak kullanılan Timur’un Türbe’si ile başlama. Türbede ayrıca Timur’un oğulları Miran Şah ve Şahruh ile birlikte diğeri iki torunu Pir Muhammed Mirza ve Uluğ Bey, hocası Aziz Nur Seyyid Bereke gömülüdür. Daha sonra, Uluğ Bey tarafından kurulmuş ve bizzat kendisinin burada matematik ve astronomi dersleri verdiği yıldızlarla bezeli Uluğ Bey Medresesi, aslan ve ceylan figürleri ile süslenmiş Şir Dor Medresesi ve altın süslemeli Tellakari Medresesi ile çevrili Semerkand’ın Kalbi Registan Meydanı gezisi. Timur’un eşi Bibi Hanımı için yaptırdığı, çinileriyle ve Kufi yazılarla süslü Bibi Hatun Camii ile geziye devam. Her türlü ürünün bulunduğu, İpek Yolu’nun en büyük pazarlarından olan meşhur Siyab Pazarı gezildi. Semerkant şehrinin bilinen ilk yerleşimi Efrasiyab höyüğü 1220’li yıllardaki Moğol İstilası sırasında tahrip edilerek terk edilmiş. Fakat tepede bulunan Şah-ı Zinde Türbesi nedeniyle önemini hiçbir zaman yitirmemiş. 676 yılında Maveraün nehir’de Müslümanlığın yayılmasına çalıştığı sırada öldüğü rivayet edilen Hz.Muhammed’in yeğeni Kasım b. Abbas’ın mezarının etrafında daha sonraki dönemlerde yapılan türbelerle oluşan bu yapılar topluluğu, Kasım bin Abbas’ın şehit olmasına izafeten Şah-ı Zinde (Yaşayan Şah) olarak isimlendirilmiş.  Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler tarafından ziyaret edilen ender yerlerden biri olan 18 metre uzunluğundaki Hz.Danyal’ın kabrini ziyaret. Bir rivayete göre, Timurlenk, XIV. Yüzyılda İran ve Irak bölgesi fethe gittiğinde, İran-Irak sınırındaki Sus şehrinde yer alana Hz.Danyal’ın kabrini toprağıyla beraber buraya getirmiş, başka bir rivayet ise kabrinden sadece toprağın getirildiğinden bahseder. Daha sonra, antik kentin tarihine ışık tutan Efrasiyab Arkeoloji Müzesi gezisi. Özbek milli kıyafetleri millet kültürünün ayrılmaz bir parçası.

ÖZBEKİSTAN&KARAKALPAKİSTAN SEYAHATİ – II (28/09/2025 -07/10/2025) SEMERKANT ŞEHRİ -I (29/09/2025)

Sabah, Afrosiyab hızlı treni ile hareketle Zeravşan Irmağı vadisinde bulunan Özbekistan ikinci büyük şehir Semerkant’a varış. Semerkant tarihi kenti dünya kültürlerin kavşağı ve buluşma noktasıdır. Antik Efrasiyab olarak M.Ö. VII. Yüzyılda kurulan Semerkant, XIV.-XV yüzyıllar arasında ki Timurlu döneminde nakış gibi işlenmiş, görkemli binalarla donatılarak altın çağını yaşamış. Savaşçı ve sert kişiliğiyle hızla yükselen Timur, Barlas aşirentinin lideri oldu. Gençken bir savaşta yaralanan Timur’un ayağı aksak olmuştu. Bu yüzden düşmanları Timur “Lenk” (Aksak Timur) lakabını taktı. Soylu bir aileden gelmediği için Han olamayan Timur’a Amir denmiş. Timur gerçekten büyük bir stratejisi ve muzaffer bir komutan idi fakat imparatorluğunu kurarken acımasız ve gaddar olduğu için çok kan döktü. Ancak fethettiği şehirlerden çok sayıda bilim adamı, mimarı ve sanatçıyı başkenti Semerkant’a getirdi ve yağmalarla ele geçirdiği büyük servetle zamanın en görkemli şehrini ve bilim merkezini yarattı. Büyük torunu Uluğ Bey ise, imparatorluğun bu altın çağına ilim ve irfan kattı. İki gün boyunca tarafından Dünya Mirası Listesi’nde alınan Timur’un efsane başkenti çevresinin keşfi: Semerkant şehrinin diğer bir özelliği is dut ağacı liflerinden üretile meşhur Semerkant kağıdı imalatıdır. Kağıt, Çin’den, Orta Asya’ya oradan da İran’a geçti. Çin’in dışında ilk defa Semerkant’ta kağıt yapım merkezi kuruldu. X.Yüzyıla kağıt yapımında başka merkezlerin ortaya çıkmasına rağmen Semerkant rekabet edilemez yüksek kaliteli kağıt üreten bir merkez olarak kendi statüsünü korudu.Uluğ Bey Rasathanesi gezisi. Dedesinin aksine Ulu Bey ülkeler fethetmekten ziyade, gökyüzü aleminde araştırmalar yapmayı, gök kubbenin sırrını çözmeye çalışmayı tercih etmişti. Timur’un torunun büyük matematikçi ve gök bilimci Uluğ Bey tarafından 1428 yılında şehrin yakınlarında bir tepede yaptırılan rasathane, Semerkant’ın bilimde ulaştığı en yüksek noktayı temsil etmekte. 48 metre çapında, 3 katlı ve yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki gözlemevi, medresesinde yapılan matematik ve astronomi çalışmalarını pratiğe uygulamak için ve ilim dünyasına sunmak gayesiyle yapılmıştı. Rasathane 1449 yılında Uluğ Bey’in öldürülmesinden hemen sonra dindar fanatikler tarafından kısmen yıkıldı ve kütüphanesi yağmaladı.     

ÖZBEKİSTAN&KARAKALPAKİSTAN SEYAHATİ – I (28/09/2025 -07/10/2025) TAŞKENT ŞEHRİ -I (28/09/2025)

İpek yolu güzergahı üzerinde önemli bir ticaret durağı olmasına rağmen Taşkent görkemli şehirler Buhara, Semerkant ve Hiva’ya göre daha mütevazı bir geçmişe sahip. Şehir, Arapların, Samanilerin, Karahanlılar ve Moğol asıllı Hıtaylarının egemenliğine girdi. Timur zamanında, XIV. yüzyılda bir bilim, sanat ve ticaret merkezi olarak en parıltılı dönemini yaşadı. XVI. yüzyılın ikinci yarısında Buhara Hanlığı tarafından ele geçirilen şehir, XVII-XVIII.yüzyıllarda Kazak ve Kalmuklar’ın denetimine geçmiş ve 1809 yılında Hokand Hanlığı’nın zayıflaması ile de, 1865 yılında Rus Çarlığı’nın eline geçti ve 1917 Devrimi’ninden sonra Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin bir parçası oldu. 1930 yılında Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti konumuna yükseldi. 1966 yılında yaşanan yıkıcı depremin ardından kent, büyük ölçüde yeniden inşa edilmiş. Geniş yolları, yeşil alanları, düzenli yerleşimi, sağlam altyapısı ile kent, Sovyet şehir planlamacılığının en önemli örneklerinden biridir. Taşkent, 1991’den beride bağımsız Özbekistan Cumhuriyeti’nin başkenttir. Şehir turu esnasında, XIX. yüzyıl sanat eserlerinin görülebileceği Uygulamalı Sanatlar Müzesi;Timurlenk’in etkileyici bronz heykeli ile Amir Timur Meydanı;Sovyet döneminde Lenin Meydanı olarak adlandırılan kentin en güzel havuzlrının yer aldığı Bağımsızlık Meydanı; Ali Şir Neva (Navoi) Opera ve Bale Tiyatrosu binası ile görkemli Tiyatro Meydanı gezilecek Meydanı gezilecek yerler arasında.